11 Mart 2008 Salı

Denizlisporlu Dediğin , Kolay Kolay Yetişmez…


Zor iş yerel taraftarlık. Netameli uğraştır.

Fedakarlık ister…

Bir tarafta İstanbul’un üç derebeyi , bir tarafta mensubu olduğun kentin takımı…

İstanbul üçüzlerine angaje olmak kolaydır. Hazır başarı var , üçte bir oranında yüksek bir ihtimal şampiyonluk şansın ve bu başarının sonunda elde edeceğin manevi haz da cabası.

Tüm medya da arkandadır. Senin adına her hafta her gün her saat seni , çoluğunu çocuğunu tüm Türkiye’yi propaganda yağmuruna tutarlar. Bu açıdan baktığında zaten ligde sadece üç takım vardır , diğerleri hiçtir , yoktur… Onların yegane görevi , İstanbul baronluğunun haftada bir göstermelik rakibi olup , figüranlığını yapmaktır. Esas oğlanlar sahaya çıkacak ve bu adı sanı bilinmez kötü çocukları bir güzel benzeteceklerdir. Senaryo böyle yazılmıştır. Arada bir kötü çocuklar , yaldızlı jönlerimizi döverlerse zaten tüm hafta federasyon ve hakem kurulu topa tutularak pişman edilir.

Peki yerel kulüplerimiz ne yapar bu olumsuz gidişatı durdurmak için? Koskoca bir hiç…

Tribün desteğinin azlığından hatta hiçliğinden dem vurup maçlara davet ederler. Davete icabet de edilir ve o tribünler doldurulur kimi zaman ; peki nitelikli bir çoğunluk mudur bu?

Hatta çoğu kez dile getirip tribünlerin taraftar değil seyircilerle doldurulduğuna dikkat çekeriz bazılarımız. Beğenmeyiz tribünlerimizin bu halini. Gerçekten beğenilecek bir tarafı yok , bunu kabul ediyorum ; ama taraftar dediğin de kendiliğinden kıracına yetişmiyor ki.

Denizli diye bir şehir varsa ve bu şehrin Süper Lig’de alnının akı Denizlispor gibi bir markası top koşturuyorsa her Denizlili Denizlisporlu olmalı ve bunu bir şeref gibi etiket olarak taşımalıdır. Taşımalıdır da bu nasıl olacak peki? Birçok kentte olduğu gibi bu kent de genelde üçüz taraftarıyla dolu. Birçok Denizlili Denizlisporluluğuyla değil FB/GS/BJK’li olduğuyla övünüyor… Denizlispor’u bir Denizlisporlu olarak bu kentte takip eden gerçek taraftar sayısı komik derecede az. Kulüp yönetimlerinin öncelikle bu soruna bir çözüm bulmaları gerekmektedir.

Tribünleri küme düşen bir kentin takımını bu ligde uzun süre tutamazsınız.

Öncelikle Denizli kentinde Denizlispor taraftarının sayısını yükseltecek işler yapmalı bu yönetimler.

Taraftar profili yaratmak ve bunun sayısını yükseltmek bir projedir ve uzun soluklu bir eylemdir. İstanbul üçüzlerinin propagandasıyla yüz yüze bırakılmış insanların kendiliğinden sadece Denizlispor taraftarı olmalarını beklemek safdilliktir. Tribünlerin ve kentin nabzını tutan birçok insan var bu kentte. Kulüp yönetimleri hakimiyeti kaybetmemek koşuluyla bu kesimlerin sesini dinlemeli ve ortaklaşa bir projeye imza atmalıdır.

Belli zamanlarda insanlara bedava bilet dağıtarak ya da “maçlarımıza gelin , bizi yalnız bırakmayın” beyanatlarıyla koskoca bir kenti Denizlisporlu yapamazsınız.

Yaşını başını almış koca koca adamların , genç kızların bile üçüz formalarıyla rahatça dolaştığı bir kentte yeşil-siyah atkı takan birine bir ucubeymiş gibi bakılmaya başlanmışsa o kentin kulüp yönetimleri ve medyası elini başının arasına alıp derin derin düşünmeli ve “biz nerde hata yapıyoruz?” demelidir.

En kötüsü de bu durumun bir “utanç” olduğunun farkına varmamaktır.

2 yorum:

BabaHoroz dedi ki...

Üçüzler 2. lige düşse kaç taraftarı kalır ? Bunlar yapmacık taraftar

Adsız dedi ki...

Mesele insanların şehir takımlarını tutmaması değil. tutamaması. bu durumda en çok kulüpler suçlu. taraftar organizasyonuyla, ürünleriyle, kentteki afişlerle markayı yaratacaklar. bunun en güzel örneği bursaspor'dur, göztepe'dir vs. suç o kentin insanlarında değil, yönetimlerde. bursa'dan denizli'ye sevgiler.