18 Şubat 2008 Pazartesi

SIRADAKİ AYKUT GELSİN !

18 Şubat 2007.....
Saat:15.30-Adapazarı Tren Garı

15 sevdalı , trenle İstanbul'a Fenerbahce maçına Sakaryaspor'unun peşinden, armasının peşinden gitmek için trene binerler.Adapazarı'ndan kalkan tren 16.oo civarı İzmit'e varır.İzmit'e geldiklerinde kendini bilmez 2-3 kişi treni taşlamak ister ancak polis tarafından uzaklaştırılır.Daha sonra tren Derince'ye geldiğinde taşlanır.Bu taşlama sırasın bir cam kırılmıştır.Bakıldıgında 2 dakika önce orda olan AYKUTUMUZUN trenden düştüğü anlaşılır...Nedeni hala belirlenememiştir.Ve olayın faili meçhuldür !

Ağır yaralı şekilde hastaneye kaldırıldıgında artık çok gec oldugu anlaşılır...

Seni Toprağa Değil Kalbimize Gömdük Be Aykut'um....
(Tribündergi/Nikolovski)

Aykut şimdi maalesef aramızda değil. Onu geçtiğimiz yıl bu vakitler kaybettik.
Bir renge gönül vermenin , bir tribüncü açısından kutsal bir çilenin bedelini canıyla ödedi kardeşimiz.
Haberi alan birçok tribüncü olarak çok üzüldük , içimiz yandı.
Tatangalar yönetimi sıcağı sıcağına sağduyulu bir çıkış yaptı ve "Tatangalar'ın düşmanı yoktur" sloganıyla bu anlamsız iğrenç kavgaların son bulması için insanları sükunete davet etti. Birçok tribünden taraftar buluştu Adapazarı'nda.Birçok atkı havaya kalktı ve "Bu son olsun , Başka Aykut'lar ölmesin artık" dedi.
Fakat olmadı... Beceremedik...
Hala birbirimizi kırıp geçiriyoruz tribün ahalisi olarak.
Birbirimizin üzerine taşlar yağdırıyor , koro halinde küfürler savuruyoruz.
Hala en delikanlı mahalle bizim mahalle teranesindeyiz ama hiçbirimiz anlayamıyoruz : "Hepimiz aynı mahallenin çocuklarıyız."

Aklımızı başımıza almamız için daha kaç Aykut'u kurban vermemiz gerekiyor? Hepimiz biliyoruz ki Aykut ilk değildi ve bu kafayla son da olmayacak.

Yoksa yalan mı gözyaşlarımız?
Temelinde "kendinden olmayana nefret" harcıyla karılan bu takım sevgisi gerçekten de bir sevgi midir?
Atarlara giderlere devam eden tribünlerimiz aslında farkında olmadan bir mesaj veriyor futbolun tanrılarına: "SIRADAKİ AYKUT GELSİN !"...
Farkında mıyız?